Popüler Müzik ve Biz
Bizim kuşak Cem Karaca ile Barış Manço'nun tıfıl yıllarını pekala hatırlar. Ajda'nın türkçe sözlü Enrico Macias parçalarını gayet iyi biliriz. Mazhar-Fuat-Özkan'ı ilk Eurovision yarıfinalinde 'Heyecanlı' ile seyretmiştik (ilk Eurovision ne müthişti ama!). 16'lık Nilüfer 'Altın Ses' yarışmasında birinci olurken orkestrada Durul Gence vardı (ben de oradaydım). Günaydın gazetesinin "Pay Kuponu" (yani promosyonların atası) verdiği dönemlerdi. İlhan İrem dişlerinin arasından hitlerini söylerken kuşağının tipik bir temsilcisidi. Zararsız protestocu, blucinli ve yüzeysel bir romantik... Alice Cooper ve Suzy Quatro dinleyen o kuşak yine de dünyayı değiştiremedi, netekim!
Saturday Night Fever ve Grease'in albümleri çıktığında bizim kuşak tarafından kapışıldı. Parçalar unutulmazdı. Tıpkı Donna Summer'in 'On the Radio'su, Pink Floyd'un 'The Wall'ı gibi... Özellikle sınıfta 'hey öğretmen! biz çocukları rahat bırak!' diye bağırmaktan ayrı bir zevk duyardık. 1979-80'de nostalji modası yok muydu sanki? Adamın biri 'Video killed the radio star' diye debelenip duruyordu. TRT-FM Radyosu'nda, 'Stüdyo FM' gibi doğru dürüst pop müzik programları yayınlanırdı. Onlar da olmasa halimiz niceydi? Avrupa'da, Amerika'da gösterilen bir klip en az 2-3 yıl sonra Türkiye'ye ulaşabilirdi. Zaten TRT de kliplerden pek hoşlanmazdı (gençlere yönelik yayın da ne demekmiş?). O zamanlar Coca-Cola Pop Chart'lar yoktu, kasetçide bir mix yaptırmak için Hey dergisinin listeleriyle yetinmek durumundaydı birçoğu. Tabii Hey bir başka uzun konuyu teşkil eder.
'80'lerin en popüler şarkıcıları arasında Kim Wild, George Michael, Blondie (Sunday Girl!), George Benson; gruplardan Duran Duran, UB40, Madness, A-Ha.. ve daha birsürüsü. Paul MacCartney'in Stevie Wonder ile 'Ebony and Ivory', Michael Jackson ile 'Say say' düetleri vardı. Bir de walkman ile 'Hooked on Classics' dinlemek müthiş keyifli oluyordu. Ben, Quincy Jones'un parçalarını çok beğenirdim. Yine de John LeCarré okurken 'Bohemian Rapsody' dinlemenin hali bir başka olurdu. Yerli piyasada ise 'Gırgıriye' 33'lükleri peynir ekmek gibi gidiyordu (tıpkı korsan piyasadaki Z. Alasya-M. Akpınar kasetleri gibi). Daha '90'lı yılların yerli pop patlaması yaşanmamıştı.
|