www.memleket.com
Ana sayfam yap. Arkadaşıma öner. Sık kullanılanlara ekle... Bu sayfayı yazdır... 
 






 
Ana Sayfa
İl Tanıtımları
Ropörtajlar
 Onur Akın
Servet Kocakaya
Haberler
 Güncel Haberler
Genel Haberler
Röportajlar
Eğitim
Dış Politika
OtoTest
Ekoloji
Polis - Adliye
Politika
Dış Haberler
 Dünya Basını
Afrika
Güney Asya Pasifik
Orta Asya Kafkaslar
Güney Amerika
Balkanlar
Kıbrıs
ABD Haberleri
AB Haberleri
Ortadoğu
Irak
Dünya
Spor
 Futbol
 A Milliler
Almanya 2006
Avrupa Ligleri
UEFA Kupası 2005-06
Gruplar 2
Şampiyonlar Ligi 2005-06
Avrupa`dan Futbol
İkinci ve Üçüncü Lig
Gruplar
Türkiye Kupası
Kulüpler
 Trabzonspor
Galatasaray
Fenerbahçe
Beşiktaş
Basketbol
Basket Özet
NBA
Eurobasket 2005
Torino 2006
Olimpiyat
Tenis
Motor Sporları
Formula 1
Voleybol
Diğer Spor Haberleri
Bilim / Teknoloji
 Ürün İnceleme
Kablosuz / GSM
Şirketlerden
Dünyadan
İnternet
Bilim
Uzay
Yaşam
 Gezi
Lezzetli Tarifler
Lezzet
Hayvanlar Alemi
Moda
Alışveriş
İlişkiler
İnsanlar
Kültür / Sanat
 İstanbul Bienali
Sergiler
Sahne Sanatları
Altın Portkal
Yeni Kitaplar
Edebiyat
Yeni çıkan CD`ler
Müzik
İstanbul Film Festivali
Sinema
Filmler
Sağlık
 Diğer Hastalıklar
Çocuk-Bebek Sağlığı
Hamile Sağlığı
Kadın Sağlığı
Erkek Sağlığı
Sigara
AIDS
Kanser
Stres
Cinsellik
Genetik
Kalp-Damar Hast
Beslenme
Ekonomi
 Otomotiv
Enerji ve Petrol
Bankacılık
CNBC-e Endeksleri
Program ve IMF
Özelleştirme
Gündem
Şirketler
Para / Piyasa
Yazarlar
 Tolga Özek
Tayfun Öneş
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Hakan Kulaçoğlu
Can Belge
Ali Yavuz Birdal
Yerel
 Güneydoğu Anadolu
Doğu Anadolu
Karadeniz
İç Anadolu
Akdeniz
Ege
Marmara
Bedava Servisler
 Memleket Toolbar
Bedava Ziyaretçi Defteri
Döviz Kurları Tablosu
Bedava Mail
Chat Sohbet
Medya / Basın
 Gazeteler
Dergiler
Televizyonlar
Radyolar
Haber Ajansları
İnternet Medyası
Yerel Gazeteler
Yerel Dergiler
Yerel Televizyonlar
Yerel Radyolar
Bankalar
Borsa Aracı Kurumlar
Borsa Siteleri
Kıbrıs Basını
Yabancı Gazeteler
Yabancı Dergiler
Yabancı Televizyonlar
Yabancı Radyolar
Spor Medyası
Magazin
Medya Eleştiri
Yabancı Haber Ajansları
E-kart
Kahve Molası
 İçini Dök Rahatla
IQ Testi
64 Nostalgy Net
 64 Nostalgy Net
Türkiyenin Evreleri
TV`de Nostalji
Popüler Müzik
Moda
Yazılı Basın
Sinema
Demirperde Nostaljisi
Kıssadan Hisse
Linkleriniz
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Yeni kayıt
Giriş / Çıkış
 
Reklam



 19.05.2012 02:02:39

Merhaba,
Ziyaretci

Memleket Hosting

 

Demirperde Nostaljisi

Ne güzeldi o yıllar... Demirperde, Berlin Duvarı ve Doğu Avrupa rejimleri, hepsi de dimdik, sapasağlam ayaktaydı. Bu sayede insanlar düşmanlarının kim olduğunu doğru dürüst tanımlayabiliyorlardı. Onlar siyahtı, biz ise beyazdık (tabii onların da bunun tam tersini söylemeleri pek önemli değildi). Bizim kuşak o güzelim demirperde yıllarının maalesef sonuna yetişti.

Oysa 1920'li ve 30'lu yıllarda doğan kuşak çok şanslıydı. Bu kişiler savaş sonrası romantizminin bütün keyfini sürmüştü. O yıllarda sıcak, içinde şömine yanan mutlu bir ev ve dışarda esen korkunç fırtınaya bakarak evde bulunduklarına memnun olan insanlar vardı. Bu insanlar mutlak iyinin yanında oldukları için seviniyorlar, kara fırtınayı da nefretle kınıyorlardı. Böylece romantik şarkılar evin içini doldurmaya başladı. Frank Sinatra'nın tatlı sesi eşliğinde insanlar aşık oluyor ve evleniyordu. O zamanlar kimlik bunalımı, yaşama karşı duyulan endişe, nevrotik saplantı gibi bozukluklar yoktu. Toplumsal sınıflar arasında herkesin yeri belliydi.

1950'li yılların insanları her zaman çok mutluydular. İnanmıyorsanız o dönemin dergilerindeki reklam layoutlarına şöyle bir bakın: Çamaşır yıkayan kadın sırf bu yüzden çok mutludur. Baba mutlu olarak işten eve döner. Önlüklü, fakat çok zarif karısı o sırada mutlu bir biçimde yemek pişiriyordur. Çocuklar halıya uzanmıştır. Kısa pantolonlu oğlan heyecanlı bir kitap okuyor ve tabii örgü saçlı kız da bebekle oynuyordur.

Tüketim modelinde 'Küçük Amerika' olmayı hedefleyen '50'li yıllardaki Türk yaşam tarzında romantik şarkılar ve Hollywood filmleri büyük yer tutar. Peki ama sonra ne oldu? Komünizm, gelişmiş batıdaki bu mutlu ortamı sona erdirmek için son manevrasını yaptı: Battı. Böylece '90'lardaki panik havasına girildi.

Ben, şahsen, demirperde ülkelerinin eğlenceli tarafları olduğunu düşünüyordum. Bir kere radyo istasyonlarının Türkçe servislerindeki bütün spikerler komik aksanlarla konuşuyorlardı. Tiran Radyosunu ele alalım: 'Buraasıı Tran Radyoosu' diyen bir sunucusu vardı. En anlaşılmaz aksan buradaydı. Kadıncağız, besbelli, sabahları bir ilkokulda öğretmenlik yapıp öğrencileri azarlamaktan yorgun düşüyor, öğleden sonra da partiyle bozuşmamak için Türkçe servisinde spikerlik icra ediyordu. Ama 'Burrası Moskva'nın sessi' diyen sunucunun aksanı meslektaşları arasında en başarılı olandı. Demirperde döneminin sonlarına doğru Moskova Radyosu spikerleri aksan sorununu tamamen çözmüş görünüyorlar, su gibi İstanbul Türkçesi konuşuyorlardı. Bulgarlar ve Romenler ise işin kolayını bulmuştu; habire şarkı çaldıklarından konuşmalar ikinci derecede kalırdı. Pekin Radyosu'nun haberlerine gelince: Zaten yayınlar pek kısa olurdu; ayrıca yayının tüm netliğine ve spikerin bütün iyiniyetine rağmen Türkçe tamamen anlaşılmaz bir durumdaydı.

Tabii bir de Doğu Berlin'den yayın yapan (ve çok yassak olan) 'Bizim Radyo' var. Galiba burada Türk spikerler istihdam edilirdi. Hoş bir ses tonuna sahip, hatta biraz matrak geçer gibi bir hali olan sunucular anımsıyorum bu radyoda. Matrak geçiyor gibiydi; zira hedef kitle olan henüz 'gerçeği görmemiş' burjuvaların bu halini eğlenceli buluyordu. Onlara 'sizin durumunuz biraz komik kaçıyor çocuklar, artık uyanıp da size söylenen o gerçeği görün..' der gibiydi. Perestroika ile birlikte propaganda yayınlarının da tadı kaçtı; bundan sonra yaşamıma bazı Orta Doğu ülkelerinin radyo istasyonları girdi.

Söylemeye gerek yok, '70'li yıllarda iletişim araçlarından zaman zaman belirli mesajlar eşliğinde 'sosyal içerikli' çağrıların gelmesi alışıldık bir durumdu. Yüksek sanat üreten kesimin tamamı, popüler sanat üretenlerin ise bir kısmı bu mesajlara adamışlardı kendini. Fakat durum biraz sıkıcıydı. Şöyle ki, sözkonusu mesajlar neredeyse klişeler halinde ortaya çıkıyordu. En sık başvurulan kalıplardan biri 'tahrik eden zengin-isyan eden fakir' temasıydı (zengin ve sosyetik kadın umursamaz biçimde köpeğine mama yedirirken, köyden kente göçeden bir aç ona acıklı acıklı bakar ve gururuyla oynandığı için sonunda isyan eder; böylece isyan eylemine mantıklı bir gerekçe bulunur). Bir diğeri, halkın çeşitli güçler (özellikle medya) tarafından sömürülen aptallığının sosyalist bilince ulaşmış aydın tarafından dile getirilişiydi (örn. Melike Demirağ'ın 'Uyu yavrum uyu, uyutayım seni, kuponlarla muponlarla avutayım seni...' parçası). Ya da 'çocuk öldürüldü, ama olsun, onlar ölmez, arkadan binlercesi gelir' teması da içindeki trajediye ve şark usulü kaderciliğe bakılmaksızın sık sık karşımıza çıkardı. Demirperde çöktü, ancak çağrılar yeniden paketlenerek başka ideolojiler tarafından dağıtılıyorlar. Böylece siyasi ortam değişse de, iletilen mesaj kalıplarının baki kaldığı bir kez daha görülmekte...

   
Memleket.Com 2012 -  Web Hosting Memleket - Tasarım Mahmut Sönmez - Son güncelleme: 8 Nisan 2006
Sayfa 0 saniyede hazırlandı.
Bu sayfanın toplam hiti: 3615

Hosting www.memleket.net - Tasarım Mahmut Sönmez
Haber Bilgisayar firmaları Muş Haber Fotoğraf Sergi Fotoğraf Galeri Türk Malı Dizisi